Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Ocak 2013 Cumartesi

Kayıp Balık Nemo'yu Bulmuş Bu TatlıŞ =)

Bu çocuk benim çocuğum :=)
 Çocuğumla denizin dibine inip balıkları tek tek öpücez hehe =))
Çok beğendim bu fotoyu sevgili blog saklicam burda dursun. Hadi byy

24 Ocak 2013 Perşembe

Huzuru Arayan Gönlümdür Gözüm değil..

Nasılsın blogcuk, nasılsınız ordan beni takip eden dostlar?
ben iyiyim çok şükür son zamanlarda..
Her gittiğim yerden misafir gibi gelip geçiyorum..
Zamanla beraber su gibi akıp gidiyorum..
İnşallah hayırlara gidiyorumdur hayırlarla..

Sakinim son zamanlarda buda beni huzurlu kılıyor.. Birazdan namazımı kılıp uyuyunca huzurum daha da katlanacak inşallah..

Yollar var yürünmesi gereken ama hayatta benim için çok fazla seçenek yok sanırım..zaten olsaydı da seçemez büyük ihtimalle yine bi kaç tanesiyle başbaşa kalırdım.. Rabbime teslim ettiğimden beri yolları yılları içim rahat çoğu konuda..

Bugünlerde şöyle düşünüyorum;
Sanırım dünya doyulmaz bi yer değil evet gerçekten değil.. Bu yüzden anlam veremediğim şeyler var şöyle ki;
hani yatı katı malı mülkü olanlar var ya ve maddi olarak her şekilde avvam tabakasından uzakta olup onlarla muhatap olmayanlar, ekmek davası derdi, aile, hastalık derdi gibi pek çok konuda sıkıntısı olmayanlar var ya.. İşte onlar diyorum dünyaya neden doyamıyorlar.. Kendileri bütün dünyanın gürültüsünden derdinden savaşından açlıklarından uzaklar diye nasıl mutluluklarından sıkılmadan içlerine huzursuzluk çökmeden başlarını kuş tüyü yastıklarına öylesine rahatça koyup kendilerini dünyaya kapatıyorlar.. Evet kesinlikle öyle ki çoğu sadece ertesi günkü koltuk davasında nasıl daha güçlü olacağını, nasıl daha çok kazanacığını, düşmanlarıyla nasıl baş edeceğini falan düşünüyor en masumane.. Ben biraz rahat bi hayata misafir oldum da bugünlerde.. İşte düşündüm bunları.. Şuan 22. kattan yazıyorum, oldukça lüks denebilecek avvamdan uzak, güya seçkin, kaliteli, elit bir tabakanın arasındayım bir haftadır.. Ne mi gördüm ne mi düşündüm.. Paranın insanları nasıl sınıflandırdığını.. İnsanların başımdaki örtüden ziyade dolu sandıkları cüzdanımı dolar sembolü gibi yüzümde görüp aslında bana değil o sembole gülümsediklerini beni değil o sembolü kabul ettüklerini gördüm.. Böylesi bir dünyaya bir ton gülüp bir kaç ton da ağlanabilir sözün özü.. Herkes ben gibi bakmaz, düşünmez biliyorum.. Ama napayım Allah(c.c)  beni böyle yaratmış işte.. Düşündüm ki demek ki en az bu kadar varlığım olsa zavallı insanlar bana epey bir hürmet edeceklerdi.. Bir vakit secdeye eğilmemiş insanoğulları önümde eğilip ceket ilikleyeceklerdi.. Yazık .... Tüm bunlar başka mevzu olsun , ben gerçekten böyle bir hayatta Rabbime kul olmadan mutlu olabilecek miydim ki.. Cevabım hayır, asla ve kat'a..Benim ruhumu da karnımı da yani gözümü de gönlümü de en güzel şekilde doyuracak olan Rabbimdir.. Secdelerin beni doyurması gibisi yokmuş gerçekten..Bunu gafil kalbim bir kez daha anlıyor.. Şimdi müsaadenizle Sabah namazıyla Rabbimin huzuruna onun merhametli ve aşk kokan secdesine alnımı koymaya gidiyorum..

Hayırlı Sabahlar Olsun..

10 Ocak 2013 Perşembe

I Walk In Dread...

 I WALK IN DREAD; okuduğum saçma ingilizce kitabı....
Anlamı da yazımla özleşebileceği gibi 'korku içinde yürürüm'

Şu ara elimde bu ingilizce kitabım habire okuyorum ve bilmediğim kelimelerin altını çiziyorum sonra onları beyaz dosya kağıtlarına tek tek yazıp translate google, zargan gibi arkadaşların yardımıyla türkçelerini karşılarına  yazıyorum ve bu böylece sürüp gidiyor... Yarından itibaren mühendislik derslerimi tekrar etmeye ya da göz gezdirmeye başlayacağım efendim çünkü on sekiz ocak'ta  yüksek lisans bilim sınavım/mülakatım  hemen ardından yirmüç ocakta ise bilim sınavını geçmem halinde yabancı dil sınavım var, nasipse olacağını umuyorum inşallah..Neler olacağını bilmiyorum belki de boşa kürek çekiyorum ama en azından elimden geleni yapıyorum..

Diğer taraftan;

Dünyada yığınla olay oluyor biliyorum fakat elimden bir şey gelmeyen konular yüreğimi burkup beni üzüntüden hasta edebiliyor bu yüzden fazla düşünmemeye sadece üzerime düşen hayatımı yaşamam gerektiği gibi yaşamaya çalışıyorum.. Evet diyebilirim ki aklı başında olan herhangi bir insanın  da yazdıklarımdan anlayabileceği gibi endişeliyim, karışığım, bazen mutlu bazen mutsuz ama çoğunlukla üzgünüm.. Hayatımın oluşturamadığım düzeni.. düzensizliği öyle zincirleme bir hal aldı ki yıllardır o zincirlerin pençesindeyim.. Hayat benim gibi ana babadan şanslı doğmayanlar için zincirleme trafik kazası gibi birşey aslında yada daha kötüsü.. Demek istediğim şu ki ana babadan şanslı doğmamışsan yani hayatta pek çok konuda tek başınaysan, sıfırdan başlamışsan... hayatımızın belli bir bölümünde elimizden kaçırdığımız fırsatlar hayatımızın diğer büyük bir bölümüne mal olabiliyormuş..

Ne var biliyor musun dostum..
Dünya beni çok ama çok üzüyor.. Anlayabilir misin bunu.. Anlamak ister misin peki.. Hayır istemezsin....
 Dünya beni çok üzüyor... Her gün ölüyorum.. Üstesinden gelemediğim bir dünyada yaşamak zorunda olmak.. beni her gün öldürüyor... Anlamak ister miydiniz beni....her gün ölen onca insan varken........İstemeziniz.. Unutalım gitsin boşverin.. Onca dert varken.............

26 Aralık 2012 Çarşamba

Bak Benim Özgür Düşüncem De Bu!

Kibirli insanlardan nefret ederim çünkü kibir kıskançlıktan gelir; vakarlı duruş kafidir..
İnançlarım yüzünden beni aşağılayan inancımı aşağılamış demektir, savunmam büyük olur, haklı olur ve HAK'la olur..
Siyaset hakknda yorum yapmıyorum ve kimseden de akıl alacak değilim.
Demokrasi var ve sonuçlarını kabullenmek dini zayıflara zor gelebilir oysa inançlarım yüzünden düne kadar hor görülen ben ve benim gibilerin bugün haklı oldukları ve rahatça konuşabilme hakları olduğu halde susmamız korkumuzdan değildir..
Sadece biliyoruz ki boka çomak soktukça daha da pis kokar.. 


6 Aralık 2012 Perşembe

İbrahim Sadri - Taş Gazeli




Bugüne kadar dinlediğim en güzel gazel fakat bundan önce gazel dinledim mi hatırlamıyorum..

..DİNLE NEYDEN



-Mevlâna :
“Dinle Ney’den, nasıl hikâyet eder?
Ayrılıklardan şikâyet eder:
Koptuğumdan beri kamışlıkdan ben,
Ağlar kadın erkek inleyişimden.

İsterim hasretle doğranmış yürek:
Derdimi dökeyim feryat ederek.
Aslından kopup da ayrı kalanlar,
Gene o kavuşma gününü arar.

Her mecliste geldim ben ah-ü zâra,
Eş oldum, bedbahta ve bahtiyara
Her biri sandı ki bana olur yâr,
Lakin aramadı bende ne sır var?

Sırrım, feryadımdan değildir uzak.
O nuru yok sanır lâkin göz kulak,
Gizli değildir can tene, ten cana,
Canı görmek için izin yok sana.

Yel değil, ateştir bu Ney’in sesi,
Kimde bu ateş yok, sönsün nefesi.
Aşkın ateşidir ki Ney’e düştü,
Aşkın coşmasıdır ki meye düştü.

Yardan ayrılanın ney gönül sesi,
Perdemizi yırttı Onun perdesi.
Ney gibi panzehir var mıdır söyle,
Hem uygun, hem düşkün, kim gördü söyle?

Ney kanlarla dolu yolları söyler.
Ney, Mecnun aşkını hikâye eyler.
Bu aklı kim anlar bihuştan gayri?
Dile mahrem mi kulaktan gayrı?

Günler gam içinde vakitsiz soldu,
Günler yanışların yoldaşı oldu.
Sen varsın, günlerim ne gam, gittiyse,
Sen kal, temizlikte eşi yok kimse.

Balıktan gayrisi suyuna kandı,
Nasipsizin günü gecikip yandı
Pişkinin halini hiç anlar mı ham?
Söz kısa gerektir imdi vesselâm...”

MEVLANA


bağlantı-şiiri dinlemek isterseniz güzel okunmuş; 

:http://www.sairturk.com/Siir.aspx?Siirid=3027&sesid=2244