Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2011 Perşembe

Sınırların var senin de kendini bilirsen ey insan!

Aklıma gelen herşeyi yazarsam doğru bi iş yapmış olur muyum dersiniz, benim cevabım; tabiki hayır.. Çünkü insan bin düşünüp bir söylemeli, en azından aklı başında bir insan diğer bir deyişle aklı da fikride gerçekelere açılmış, aşmış bir insan.. Bu yüzden olsa gerek, uzun süre, günlerce düşünürüm yazmadan önce.. Yazmak için oturduğumda hakeza.. Yazmak zor iş vesselam.. Sanmıyorum öyle büyük fikir adamlarının düşünmeden bişeyler kaleme aldıklarını.. Yazmak önce düşünen ve algılayan bir kafayla beraber derinleşmiş, hissedebilen bir yürek ardından da azimli, istekli, güçlü bir bilek ister.. Ben daha kendi yolumun başındayım biliyorum.. Eksiklerim çok ama ben kendi yolumu karınca misali aşan bir yolcuyum. Zaten ben tamamım dediğim vakit sıfırın altına düştüğüm an olur ki böyle düşünenler bana göre içsel ve dışsal bütünlüğünü sağlayamamış ve kendini başkalarıyla kıyaslamış insancıklardır. Soruyorum, kime göre tamamsınız, neye göre kemal noktadasınız, hangi mevzu sizi en iyi olduğunuz konusunda rahatlatıyor? Verilecek cevap basit ve saçma olacaktır. Çünkü insan yapmadan yapabileceklerinin sınırını bilemez.. Ha evet belki dünyanın en yüksek dağına çıkmış olup, en iyi ödülünü almıştır fakat aynı dağı ondan daha az zamanda tırmanan bi başkası veya daha üstün vasıflarla başaran bi başkası çıktığında işler değişecektir. Burada konuyu saptırmadan söylemek istediklerime devam edeceğim çünkü benim kastettiğim şu ki insan hiçbir zaman kendinden son derece emin olmamalı, evet mutlaka kafi güveni olmalı fakat elde ettiği başarılar gözünü döndürmemeli velhasılıkelam insan, güçleriyle beraber zayıflıklar içinde yaratılan bir varlık olduğunu unutmamalı, insan olduğunu bundan dolayı yapabilirlik sınırının elbette olduğunu bunun yanındaysa yapılabilecek işlerin ve  daha iyisini yapabilecek bir başkasının mutlaka olabileceğini aklından çıkarmamalıdır..Neticede insanoğlu, kendi kararlılığına ulaşıncaya kadar hep bi mücadele halindedir. Bu onur, son nefesini verene kadar tüm insanoğullarının kendi hayat hikayelerini tamamlamaları için onlara verilen en güzel hediyedir..
Saygılarımla..


5 Eylül 2011 Pazartesi

Renklerin hayatımıza nasıl yön verdiğini hiç düşündünüz mü??

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fizik Tedavi AnaBilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler, renklerin insan yaşamı üzerinde çok önemli etkileri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, renkler konusunda dünyanın birçok ülkesinde onlarca bilim adamının çalışma yaptığını ifade etti. Kansas Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, sanat müzesinde bir araştırma için halının altının elektronik bir sistemle donatıldığını, duvar renginin beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapılabildiğini belirten Güler, şöyle devam etti:

" Arka fon beyaz kullanıldığında insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terk etmişler. O yüzden dünyadaki fast food restoranlarının hemen hemen hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi, şampanya, pembe karışımıdır. Hemen hemen hiç bir fast food restoranının duvarını beyaz göremezsiniz." Renklerin insanlar üzerindeki yadsınamaz etkisini fark eden batılı şirketlerin bunu iş
yaşamında sıklıkla kullandığına işaret eden Güler, " Bizim lokantacılar ise lüks tutkusuyla aslında uzun oturulması ve keyif alınması gereken bir yerde yanlış uygulama yapıyorlar " dedi. Güler, kahverenginin teklifsiz, rahat bir renk olarak kabul edildiğini belirterek, " Kahverengi, karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak, daha rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar. Hastahaneler logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir,tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş " diye konuştu.

RENKLERİN DİLİ
Siyahın, gücü ve tutkuyu temsil ettiğini ifade eden Güler, diğer renklerle ilgili yapılan çalışmalar ve bazı sonuçlarını öyle açıkladı:

" Siyah: Hırsın bir ifadesidir. Bizde ve batıda siyah, matemi simgelerken Japonya'da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein, konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girer ve öyle düşünürmüş.
Mavi: Freud, maviyi 'sakin' diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.
Sakinleştirici bir renktir, batıda bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir, sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. O yüzden dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar.
Mor: Nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinç altında korkuttuğu tespit edilen bir renk.
Sarı: Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar.
Beyaz: İstikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Beyaz elbiseler sizin temiz olduğunuz imajını verir."

Hemen daha fazlasını merak edenler için bi site daha öneriyorum ;
http://www.webhatti.com/burclar-alemi-ve-astroloji/71197-renklerin-psikolojik-anlamlari.html


2 Ağustos 2011 Salı

Bir zaman yolculuğundayız hepimiz..kimi zaman mutlu,kimi zaman küskün ama yine de umutluyuz.. Herkes bişeyler kovalamacada..Kimi yakalıyor hayatı en kıvrak yerinden kimi yakalanıyor bilinmez dertler cinsinden.. Ben de yakalıyorum yakalanıyorum.. Bazen çok mutluyum,kuş gibi cıvıl cıvıl bazense dünyanın yükü omuzlarımdaymışçasına hüzünlüyüm,mutsuzum.. Bu sene ömrümden ömür gitti sanki..Zaman çabuk geçiyor amma geçerken de götürüp geçiyor.. Anlatılacak şeyler çok da sözler yok.. Şu herşeyi dalgaya alan daima suyun yada yağın üstünde olan insanlara özeniyorum çoğu kez.. Ben bi dalgıç gibi denizin dibindeyim hep..İnci mi ararım ne ararım bilinmez.. Aramayı biliyor muyum yoksa bulduğumla ikna olup yetiniyor muyum o da meçhul.. Herkes gibi insanım nihayetinde.. İnsanoğlu zor insan olmak zor  güzel olduğu kadar vesselam..