Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

2 Şubat 2013 Cumartesi

Çok hoş bir şiir ..

Hani hepimiz insanız ya, böyle aslında bir yazı, bir şiir okuduğumuzda yada bir şarkı dinlediğimizde yada bir film izlediğimizde falan, aslında evet hepimiz aynı şeyleri hisseder ve görürüz üç aşağı beş yukarı.. Tabi burada aslolan sana anlatılan duygunun aktarılış tarzıdır.. Bazen ruh halimize bağlı olarak hiç etkilenmeyiz bazen de aynı şarkıda saatlerce ağlayabiliriz.. İşte diyorum ya insan olmak böyle bir şey ve hepimiz insanız ve en nihayetinde hepimiz aynıyız..

Neyse dostlar hoş bir şiire rastladım ve sizlerle paylaşmak istedim,

bakalım bugünkü ruh halinizle siz de benim gibi beğenecek misiniz (=

Seni beklemek koyu bir gecenin aydınlanması birden
imkansız bir duanın kabul olması
Seni beklemek
sensizliğin dönüm noktası...

Goncanın gül olmayı bekleyiş heyecanı bazen
yetişme telaşı hiç özlenmediğin bir yere bunu bilmeden
kapalı kapı
kayıp
anahtar
hüzün
seni beklemek yazları kar
sahte-kar..

Anlamadığım bir dili konuşmak birdenbire
birdenbire sevinmek
sahipsizliğimi evlat edinmek
seni beklemek
uzun
kara
seni beklemek kumbaraya atılmış
tedavülden kalkmış para

sonu gelmeyen koşu çoğu zaman
boş sayfalara yazılmış ilan,
kayıp
aranan...
yara, kabuk tutmayı becerememiş
seni beklemek
pansuman
umut bağlayan

Velhasıl seni beklemek toprağa gömülmüş diridir
Ama,
seni beklemek kimseyi beklememekten iyidir...

Sevgili Elif Şebnem Akal yazmış =)

29 Ocak 2013 Salı

Yeni Bir Sayfa Açılıyor..

Mutluyum!! 
Allah'a şükür bu cuma iş başı yapıyorum yani işe alındım dostlar, darısı tüm işsiz insanların başına.. Evet herkesin bu hayatta çaılşıp bir iş sahibi olması gerek çünkü çalışmak insan ruhuna en iyi gelen şey bana kalırsa. Devlet sektöründe tam da mesleğimi çok güzel icra edip öğrenebileceğim bir işim var artık inşallah! Bu işin bana çok şeyler katacağına inanıyorum.. Bir de yüksek lisansı kazanabilirsem sanırım çok mutlu olcam.. Çok çalışmak istiyorum çalışıp öğrenmek tecrübe kazanıp ileriye gidebilmek afiyetle.. Mutluluğu ifade edebilecek fazla söz yoktur bence yada ben ifade edemiyorum böyle anları.. Şimdi kalacak yerimi ayarlayıp sonrasında sağlıklı huzurlu bir şekilde iş hayatıma odaklanmak istiyorum. Biraz yorgun biraz kırgın bir haldeyim fakat güçlü olmak zorundayım öyle değilsem bile ki Rabbimin gücü yanımdayken üstesinden gelemeyceğim hiç birşey yok zaten.. İnsan yeter ki dürüst, temiz baksın hayata, elinden geleni yapsın yapamadığına isyan etmek yerine onun takdir-i ilahi olduğunu yürekten idrak edip fark etsin.. Sonra yaşanılan herşeyin sebepleri olduğuna imtihan olduğuna inansın, bunu anlasın.. Dünyanın oyun yeri değil. elmasla kömürün kendini ortaya koyması ya da akla karanın belli olacağı nice hikmetlerle sırlarla donatılmış olduğunu çok düşünsün insan.. Ne kadar günah işlerse işlesin tövbe kapılarının güneş batıdan doğana kadar açık olduğunu ve Rabbimizin merhametinin sınırlarının, cömertliğinin sınırlarının ne kadar geniş olduğunu asla unutmasın, bilmiyorsa okusun, bilmiyorsa sorsun eğer niçin yaşadığını bilmiyorsa okusun insan..
 İlk yüce ayetin dediği gibi tıpkı; 
 "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti." Alak, 1-5.

Ve Çok dua etsin insan bilsin ki Rabbi ona şöyle sesleniyor; 
"Deki; Eğer duanız olmasa Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var."
(Furkan suresi 77.Ayet)

"Rabbimiz buyurduki: Bana dua edin size cevap vereyim."
(Mü'min suresi 60. Ayet)
İşte bilmediğin nice şekillerde sana böyle sesleniyor Rabbin!

Rabbiyle, inançlarla ve inananlarla dalga geçip kendini acınacak hale düşürmesin insan.. Dünyanın hengamesinde boğulup kaybolmasın.. Yalnızca günde bir saat toplamı süren ibadetiyle yani namazıyla ona dünyalardan bin tanesi verilse bile (eğer bilseydi/görseydi) asla değişmek istemeyceği o cennetler için azığını bu günden hazırlasın insan.. İnsan insanlığını bilsin.. İnsan insan ne demek bunu anlasın, düşünsün.. Rabbini suçlamanın , dünyada gerçek adaleti sorgulamanın onun  sonsuz hikmetine onun sonsuz yüceliğine ne kadar büyük bir saygısızlık olduğunu bir fark etsin insan.. Gittiği ve yaşadığı tüm diğer yolları bir düşünsün.. Ne kazandı, ne kadar kazandı, ne kadar mutlu oldu ve dahası o mutluluklara doydu mu.. O mutluluklar ne kadar kalıcı oldu? Tüm bunları sor güzel insan.. İnsanlık gibi en üstün varlık olma şerefini şerefsizliklerle hafif alarak yakma, atma cehennem ateşine.. Ah insan...Ah ki ne ah ne yazık halimize.. Sonsuz merhamete, rahmete muhtaç insan.. Bir yeri ağrısa ilaca muhtaç, acizlerin acizi insan.. Günde yedi kere tuvalete giden, bir damla çamurdan yaratılmış ve sonunda çamur olacak olan insan.. Sana ne desem az.. Birşeyler diyorum evet ama sen asıl kendini dinle.. Dinle bak nasıl feryat ediyor özünden , o sana verilen ruhu aç bırakıp öldürmenden nasıl figan ediyor.. Dinler misin.. Anlar mısın..Yeterli midir.. Bilmiyorum..Ben ne kadar dinliyorum bilmiyorum, bir hayli de günahım var evet en azından cehenneme gidecek kadar var sanırım. Şu halde bana da Şöyle demek düşer Hz. Yusuf misali;


 “Ben nefsimi aklamam, çünkü nefis kötülüğü emreder durur. Ama Rabbimin esirgediği olursa o başka. Benim Rabbim çok bağışlar ve çok merhamet eder.” (12/Yusuf, 53)


Şimdilik benden bu kadar blogcuk. Hoşçakal.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Kayıp Balık Nemo'yu Bulmuş Bu TatlıŞ =)

Bu çocuk benim çocuğum :=)
 Çocuğumla denizin dibine inip balıkları tek tek öpücez hehe =))
Çok beğendim bu fotoyu sevgili blog saklicam burda dursun. Hadi byy

24 Ocak 2013 Perşembe

Huzuru Arayan Gönlümdür Gözüm değil..

Nasılsın blogcuk, nasılsınız ordan beni takip eden dostlar?
ben iyiyim çok şükür son zamanlarda..
Her gittiğim yerden misafir gibi gelip geçiyorum..
Zamanla beraber su gibi akıp gidiyorum..
İnşallah hayırlara gidiyorumdur hayırlarla..

Sakinim son zamanlarda buda beni huzurlu kılıyor.. Birazdan namazımı kılıp uyuyunca huzurum daha da katlanacak inşallah..

Yollar var yürünmesi gereken ama hayatta benim için çok fazla seçenek yok sanırım..zaten olsaydı da seçemez büyük ihtimalle yine bi kaç tanesiyle başbaşa kalırdım.. Rabbime teslim ettiğimden beri yolları yılları içim rahat çoğu konuda..

Bugünlerde şöyle düşünüyorum;
Sanırım dünya doyulmaz bi yer değil evet gerçekten değil.. Bu yüzden anlam veremediğim şeyler var şöyle ki;
hani yatı katı malı mülkü olanlar var ya ve maddi olarak her şekilde avvam tabakasından uzakta olup onlarla muhatap olmayanlar, ekmek davası derdi, aile, hastalık derdi gibi pek çok konuda sıkıntısı olmayanlar var ya.. İşte onlar diyorum dünyaya neden doyamıyorlar.. Kendileri bütün dünyanın gürültüsünden derdinden savaşından açlıklarından uzaklar diye nasıl mutluluklarından sıkılmadan içlerine huzursuzluk çökmeden başlarını kuş tüyü yastıklarına öylesine rahatça koyup kendilerini dünyaya kapatıyorlar.. Evet kesinlikle öyle ki çoğu sadece ertesi günkü koltuk davasında nasıl daha güçlü olacağını, nasıl daha çok kazanacığını, düşmanlarıyla nasıl baş edeceğini falan düşünüyor en masumane.. Ben biraz rahat bi hayata misafir oldum da bugünlerde.. İşte düşündüm bunları.. Şuan 22. kattan yazıyorum, oldukça lüks denebilecek avvamdan uzak, güya seçkin, kaliteli, elit bir tabakanın arasındayım bir haftadır.. Ne mi gördüm ne mi düşündüm.. Paranın insanları nasıl sınıflandırdığını.. İnsanların başımdaki örtüden ziyade dolu sandıkları cüzdanımı dolar sembolü gibi yüzümde görüp aslında bana değil o sembole gülümsediklerini beni değil o sembolü kabul ettüklerini gördüm.. Böylesi bir dünyaya bir ton gülüp bir kaç ton da ağlanabilir sözün özü.. Herkes ben gibi bakmaz, düşünmez biliyorum.. Ama napayım Allah(c.c)  beni böyle yaratmış işte.. Düşündüm ki demek ki en az bu kadar varlığım olsa zavallı insanlar bana epey bir hürmet edeceklerdi.. Bir vakit secdeye eğilmemiş insanoğulları önümde eğilip ceket ilikleyeceklerdi.. Yazık .... Tüm bunlar başka mevzu olsun , ben gerçekten böyle bir hayatta Rabbime kul olmadan mutlu olabilecek miydim ki.. Cevabım hayır, asla ve kat'a..Benim ruhumu da karnımı da yani gözümü de gönlümü de en güzel şekilde doyuracak olan Rabbimdir.. Secdelerin beni doyurması gibisi yokmuş gerçekten..Bunu gafil kalbim bir kez daha anlıyor.. Şimdi müsaadenizle Sabah namazıyla Rabbimin huzuruna onun merhametli ve aşk kokan secdesine alnımı koymaya gidiyorum..

Hayırlı Sabahlar Olsun..

10 Ocak 2013 Perşembe

I Walk In Dread...

 I WALK IN DREAD; okuduğum saçma ingilizce kitabı....
Anlamı da yazımla özleşebileceği gibi 'korku içinde yürürüm'

Şu ara elimde bu ingilizce kitabım habire okuyorum ve bilmediğim kelimelerin altını çiziyorum sonra onları beyaz dosya kağıtlarına tek tek yazıp translate google, zargan gibi arkadaşların yardımıyla türkçelerini karşılarına  yazıyorum ve bu böylece sürüp gidiyor... Yarından itibaren mühendislik derslerimi tekrar etmeye ya da göz gezdirmeye başlayacağım efendim çünkü on sekiz ocak'ta  yüksek lisans bilim sınavım/mülakatım  hemen ardından yirmüç ocakta ise bilim sınavını geçmem halinde yabancı dil sınavım var, nasipse olacağını umuyorum inşallah..Neler olacağını bilmiyorum belki de boşa kürek çekiyorum ama en azından elimden geleni yapıyorum..

Diğer taraftan;

Dünyada yığınla olay oluyor biliyorum fakat elimden bir şey gelmeyen konular yüreğimi burkup beni üzüntüden hasta edebiliyor bu yüzden fazla düşünmemeye sadece üzerime düşen hayatımı yaşamam gerektiği gibi yaşamaya çalışıyorum.. Evet diyebilirim ki aklı başında olan herhangi bir insanın  da yazdıklarımdan anlayabileceği gibi endişeliyim, karışığım, bazen mutlu bazen mutsuz ama çoğunlukla üzgünüm.. Hayatımın oluşturamadığım düzeni.. düzensizliği öyle zincirleme bir hal aldı ki yıllardır o zincirlerin pençesindeyim.. Hayat benim gibi ana babadan şanslı doğmayanlar için zincirleme trafik kazası gibi birşey aslında yada daha kötüsü.. Demek istediğim şu ki ana babadan şanslı doğmamışsan yani hayatta pek çok konuda tek başınaysan, sıfırdan başlamışsan... hayatımızın belli bir bölümünde elimizden kaçırdığımız fırsatlar hayatımızın diğer büyük bir bölümüne mal olabiliyormuş..

Ne var biliyor musun dostum..
Dünya beni çok ama çok üzüyor.. Anlayabilir misin bunu.. Anlamak ister misin peki.. Hayır istemezsin....
 Dünya beni çok üzüyor... Her gün ölüyorum.. Üstesinden gelemediğim bir dünyada yaşamak zorunda olmak.. beni her gün öldürüyor... Anlamak ister miydiniz beni....her gün ölen onca insan varken........İstemeziniz.. Unutalım gitsin boşverin.. Onca dert varken.............

26 Aralık 2012 Çarşamba

Bak Benim Özgür Düşüncem De Bu!

Kibirli insanlardan nefret ederim çünkü kibir kıskançlıktan gelir; vakarlı duruş kafidir..
İnançlarım yüzünden beni aşağılayan inancımı aşağılamış demektir, savunmam büyük olur, haklı olur ve HAK'la olur..
Siyaset hakknda yorum yapmıyorum ve kimseden de akıl alacak değilim.
Demokrasi var ve sonuçlarını kabullenmek dini zayıflara zor gelebilir oysa inançlarım yüzünden düne kadar hor görülen ben ve benim gibilerin bugün haklı oldukları ve rahatça konuşabilme hakları olduğu halde susmamız korkumuzdan değildir..
Sadece biliyoruz ki boka çomak soktukça daha da pis kokar..