Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

1 Eylül 2012 Cumartesi

ABLAM DA EVLENDİ!



Ablam da geçtiğimiz haftasonu itibariyle resmen evlenmiş oldu. Tabi biz altı kız kardeşiz deyince hangi ablan diye soran sesler olcak benden iki yaş büyük ablam bu. Benim üç büyüğüm, iki küçüğüm var. Bu kardeşlik durumlarını daha sora hikaye edeyim şimdi konuya devam edeyim. Düğün,dernek, vur patlasın çal oynasındı ama nezih bir ortamdı, deniz kenarı manzara keyfi, yemekli kısaca herşey düzgündü.. Düğünden bir kaç gün önce de kına gecesi oldu. Düğün ve kına gecesi ayrı şehirlerde oldu, değişik oldu yani kınaya gelenler ve düğüne gelenler farklıydı çünkü kimse şehir dışı davete gelmek istemedi (!) Ablam ve eniştem çok güzel ve yakışıklı olmuşlardı en önemlisi çok mutlu oldular. İnşallah bundan böyle de hep mutlu olurlar.. Düğün sonrası balayına gittiler, biz de evimize döndük..

Mesleğimle ilgili iş başvurularına başlamıştım. Annem aradı ve sertifika almak üzere beni İSG (İşçi sağlığı ve iş güvenliği) kursuna göndermeyi, masrafımı karşılamayı teklif etti tabi işe girince ben ona fazlasıyla geri ödeme yapcam inşallah =) Canım canımm canım annemm dedim içimden.. O kadar hatta bu kadar melek bi kadın tanımadım ben ömrümde.. Bakalım bundan sonrası ne olacak.. Umarım hayal kırıklığı olmazsın hayat bana daha fazla..

Uzun süredir yazmıyorum yazamıyorum aslında çünkü bloğumu açmak istemiyorum, bazen aklıma yazacak bi sürü şey geliyor ama o zaman da ya yolda ya da uyumak üzere falan oluyorum ya da hayata küs oluyorum böyle bişeyler işte..

Yazmak istediğim şeyler çok ama şimdi çay demliyoruz kardeşimle,
hangisi mi; en küçük olan, şuan kendisi 19 yaşında ama öyle temiz öyle güzel bi ruhu,kalbi var ki, üstelik su gibi de bir güzelliği var.. O benim herşeyimmm.. İşte herşeyimle çay içip eti puf yicez biz tüm hayatı bi kenara bırakıp kendi hayatımızın içinde =) Afiyet olsun bize, hoşçakalın efenimmm!!!


10 Mayıs 2012 Perşembe

 Bir değişim başlar tam da o anda ve artık istesende eskisi gibi olamaz hiçbirşey.. Kırdığın kalbi sağlam istemen ne komik.. Yanılgıların ve önyargıların kıskacında infaza mahkum edip sonra yaşadığımı hatırladığını hissettirmen ne de acı......Dostluğumu veremiyorum artık kolayca, eskiden 'ne olacak' dediğim çoğu şey öyle olgulara büründü ki bendeki sevginin öyle herkese dağıtılıp harcanabilen bir vergi olmadığını anladığımda geçit vermez çağlayanlar kapladı ruhumu..

15 Eylül 2011 Perşembe

Senin Korkularını Benim İnceliğimi

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,

ne kapanan kapılar,

ne yıldız kayması gecede,

ne ceplerde tren tarifesi,

ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!


İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,

birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.

Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,

duvarlara dalıp dalıp gitmesi.

Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.

Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.

Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.

Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.

İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,

hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.


Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.

Ben bulutları gösterirken,

“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,

“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”

türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,

Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,

“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”

diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.


Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,

bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.

Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.

Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında.....

Ne mi yapacağım bundan sonra?


Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.

Şiir yazmayacağım bir süre,

Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.

Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.

Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.

Falcı kadınlara inanmayacağım artık.

Trafik polislerine adres sormayacağım,

Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....


Ne yapacağımı sanıyorsun ki?


Tenin tenime bu kadar sinmişken,

ömrüm azala azala önümden akarken,

gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..

Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,

bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.


Şükrü Erbaş

Sınırların var senin de kendini bilirsen ey insan!

Aklıma gelen herşeyi yazarsam doğru bi iş yapmış olur muyum dersiniz, benim cevabım; tabiki hayır.. Çünkü insan bin düşünüp bir söylemeli, en azından aklı başında bir insan diğer bir deyişle aklı da fikride gerçekelere açılmış, aşmış bir insan.. Bu yüzden olsa gerek, uzun süre, günlerce düşünürüm yazmadan önce.. Yazmak için oturduğumda hakeza.. Yazmak zor iş vesselam.. Sanmıyorum öyle büyük fikir adamlarının düşünmeden bişeyler kaleme aldıklarını.. Yazmak önce düşünen ve algılayan bir kafayla beraber derinleşmiş, hissedebilen bir yürek ardından da azimli, istekli, güçlü bir bilek ister.. Ben daha kendi yolumun başındayım biliyorum.. Eksiklerim çok ama ben kendi yolumu karınca misali aşan bir yolcuyum. Zaten ben tamamım dediğim vakit sıfırın altına düştüğüm an olur ki böyle düşünenler bana göre içsel ve dışsal bütünlüğünü sağlayamamış ve kendini başkalarıyla kıyaslamış insancıklardır. Soruyorum, kime göre tamamsınız, neye göre kemal noktadasınız, hangi mevzu sizi en iyi olduğunuz konusunda rahatlatıyor? Verilecek cevap basit ve saçma olacaktır. Çünkü insan yapmadan yapabileceklerinin sınırını bilemez.. Ha evet belki dünyanın en yüksek dağına çıkmış olup, en iyi ödülünü almıştır fakat aynı dağı ondan daha az zamanda tırmanan bi başkası veya daha üstün vasıflarla başaran bi başkası çıktığında işler değişecektir. Burada konuyu saptırmadan söylemek istediklerime devam edeceğim çünkü benim kastettiğim şu ki insan hiçbir zaman kendinden son derece emin olmamalı, evet mutlaka kafi güveni olmalı fakat elde ettiği başarılar gözünü döndürmemeli velhasılıkelam insan, güçleriyle beraber zayıflıklar içinde yaratılan bir varlık olduğunu unutmamalı, insan olduğunu bundan dolayı yapabilirlik sınırının elbette olduğunu bunun yanındaysa yapılabilecek işlerin ve  daha iyisini yapabilecek bir başkasının mutlaka olabileceğini aklından çıkarmamalıdır..Neticede insanoğlu, kendi kararlılığına ulaşıncaya kadar hep bi mücadele halindedir. Bu onur, son nefesini verene kadar tüm insanoğullarının kendi hayat hikayelerini tamamlamaları için onlara verilen en güzel hediyedir..
Saygılarımla..


10 Eylül 2011 Cumartesi

Nelson Mandela


‎(Güney Afrika Eski Devlet Başkanı, Başkanlık Konuşması, 1994)



En derin korkumu...zun sebebi, yetersiz olduğumuz duygusu değildir,

en derin korkumuzun sebebi ölçülemez kudretimizdir.

Korktuğumuz şey karanlığımız değil, yaydığımız ışıktır.

Kendimize soruyoruz; ,"Ben kimim ki, parlak, harika, yetenekli ve etkileyici olabiliyorum?"

"Sen kimsin ki bu özellikleri reddediyorsun?"

Sen, Tanrı'nın yarattığı bir varlıksın.

Kendini küçümsemenin dünyaya bir faydası olmaz.

Çevrendekilerin güveni sarsılmasın diye küçülmek, meziyet değildir.

Biz, Tanrı'nın içimizdeki gücünün yansımalrını göstermek için doğduk.

Bu güç sadece birkaçımızda değil,

bu güç tüm insanlarda var.

Kendi ışığımızın parlamasına

izin verdiğimizde

Bu şansı farkında olmadan

başkalarına da veriyoruz.

Kendi korkularımızdan

kurtulduğumuz anda

varlığımız, bizim çabamız

olmaksızın başkalarını


kurtaracaktır.

6 Eylül 2011 Salı

AB HİBE FONU DESTEĞİ

Bir fikriniz, düşünceniz, yatırımınız veya işleyen bir sisteminiz var ve bunu projelendirip Avrupa Birliği Hibe Programlarından birine sunarak projenize fon sağlamak istiyorsunuz, Doğrumu?
Avrupa Birliğinin 2007-2013 için ayırmış olduğu hibe diğer bir adıyla destek, fon miktarı 975 Milyar Euronun üzerinde. Avrupa Birliği, istihdam dan, tarım a, sulamadan, hayvancılığa, kalkınmadan, küçük işletmelerin kapasite artırımına her alanda destek veriyor.
Projeniz için 50, 000, 100.000 ve hatta 1 milyon euro geri ödemesiz para talep edebilirsiniz. Elbette yapmanız gereken işler var. Peki bu işleri yaparsak AB bize para verir mi? Büyük ihtimalle EVET, fakat istisnai durumlarda AB projenize hibe vermemek için haklı sebepler de bulabilir. Fakat bunlar genelde istisnai durumlarda olur. Mesela, hibe programına müracaatın fazla ve finanssal desteğin yeterli olmadığı durumlarda.
Biz Fatih ÖNCÜ Danışmanlık (FONCU) olarak projelerinizin dizayn edilmesi, hazırlanması ve sunulması konularında yardımcı oluyoruz. Sorularınmızı yazarak bize sorun, yardımcı olalım.

Mimari Sanat Eserleri-Ufkuna Renk Kat!

Bu muhteşem yapıt nerede ve neresi olabilir bulun bakalım??  ;)


Cevap; Down the Jin Mao Tower  (In the Jin Mao Tower in Shanghai from the 88th floor downwards)