Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Diyor ki..

"İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı..!"

Nazım Hikmet

Yorgun günlerdeyim..

Hastayım bugünlerde hem daha çok yorgunum da.. Hastayken hiçbirşeyin tadı yok zaten pek anlamı olmayan hayatımın.. Hiçbişeye tepki verecek halim yokken bile hiçbirşeyim yokmuş gibi davranabilmek zor bi durum ama rol yapmada az biraz pollyanna olmada yol almış gördüm kendimi en azından çok mutlu görünmesemde sağlam durmayı öğrenmişim epey farkettim. Söylemek istediğim çok şeyler vardı yine ama hastayım ve bununla birlikte halsizliğin etkisiyle düşünemiyorum,düşüncelerimi de toplayamıyorum..Bıktım dugusallığımdan ve fazla hassas kalbimden,algılarımdan, derinlikçi olmaktan ama değişemiyorum,değiştiremiyorum çünkü bu benim..Şimdi ben susayım onlar konuşsun;

Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

[Mevlana]



"bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin


sual sorduğun herşey senden sual soracak

bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksin"



[Ceyhun Yılmaz]

22 Temmuz 2011 Cuma

bir parça düşünce düşündüm ve düştüm..

Bazı geceler uykuya dalarken ilham perileri mi yoksa delilik esintileri mi bilmem bişeyler fısıldıyolar gelip,yazayım diyorum sonra sabaha kalsın diyorum ve unutuyorum incilerimi.. Bazense öyle boş boş bakıp hiçbirşey yapmadan tek kelime konuşmadan günleri aşındırdığım olabiliyor..Hatta kardeşlerimle konuşmak zorunda kalmasam yada dış dünyayla mecburi muhabbetlere mecbur olmasam bir dirhem dudaklarımı kıpırdatma isteği duymuyorum son zamanlarda.. Anlatacak hiçbişeyim yok.. Öylesine karmaşık ve bi o kadar da sadeyim aslında.. İnsanların baktığında hep gizemli bi taraflarımı görmelerine ve meraklı gözlerle ardından çözemeyince nefrete,kıskançlığa yada kibirle görmezlikten gelmelerine hatta kimilerinin de ısrarla bana yaklaşıp beni bikça sözle nakavtlamış hissedip kendilerini rahatlatmalarına alıştım artık bunlar acı vermiyor.. Biliyorum artık , tarihlerde bu hep böyle olmuştur.. Birileri hep farklı daha daha farklı olmuş ve hem fikren hem fiilen yalnızlığa mahkum olmuşlardır..Kimilerine ilahi lütuflar verilip tek başına dünya çapında başarılar kazanıp halkın sevgilisi olmak bahşedilmiş kimileriyse ancak mahşer günü hesabını sorabileceği ve herkesin herşeyi öğreneceği o güne kadar susması gerektiğinin bilinciyle, kaderin farklı bi hikmetiyle belki bilinmeden sır olmuştur..
Şimdi soruyorum kendime , sen kimsin Sim diyorum..Sen mi seçtin böyle olmayı yoksa sahiden seçildin mi..Yıllardır aldığım işaretlerin gerek rüyada gerekse gerçek hayatta benim saçmalıklarım olup olmayabileceğini,ihtimalleri,olasılıkları düşünüyorum..Neyi ne kadar hakettiğimi sorguluyorum..Doğrusu okyanuslar kadar gözyaşından başka sunacak bişeyim yok benim Allah'ım sana.. Bir avuç topraktan başka bişey değilim ben.. Diğer insanların hallerine bakıp çoğu kez nefret ediyorum bazı zamanlarda dua edip üzülüyorum..Gafletlere,körlüklere ve sahip olduğumuz hiçbişey olmadığı halde insanların egosuna,herkesteki dünya hırsına dayanamıyorum.. Kendileri gibi olamayacağım yapamayacağım ve canım son nefesini verene kadar bildiğim yoldan şaşmayacağım andolsun.. Eğer Sen arkamda olursan Rabbim, Ferhat olup demir dağları deleceğim sonra o dağların zirvesine senin bayrağını dikeceğim..Sadece senin için ve içimde yanan o ateşi senin aşkına ulaştırmak için..Başka da yapacak bişeyim yok ki beni tatmin etsin ve ben işte herşey bu diyeyim..Ama hayır diyemiyorum ; hiçbirşey bana bugüne kadar Allahtan yani Yüce Rabbimden daha cazip gelmedi..Başkaları Hayır yanılıyorsun diyorlarsa şayet buyursunlar,onları hayırlarıyla başbaşa bırakıyorum..Çünkü benim İçimde beni yakan büyük bi ateş var..O ateş ki beni delice yakıyor,dilerim Allah'tan beni O'ndan Ayırmaya kalkan ,yollarıma dikenler,taşlar koymaya çalışanları da yaksın.. Rabbim bir gün yanına gelme vaktim geldiğinde,sana yaraşır bi surette ve halette huzuruna çıkıp o sonsuz hasrete kavuşabilmem için beni bu dünyada tamamla ve bana gereken azmi ve gerekecekse yine sabrı,afiyeti ver.. Amin...

24 Haziran 2011 Cuma

AHLAK ÇARŞISI

• Dostoyevski’ye ahlak nerdedir diye sorsalardı; suçtan önce, cezadan çok sonradır, derdi. Schopenhauer’e sorsalardı; ızdırap ile sıkıntı arasındadır, derdi. Bukowski’ye sorsalar; defolun buradan, derdi. Bana sordular; devletime sormalıyım, dedim.


• Bırakalım da dergiler, kitaplar sadece okunmaya değer olmadıkları için kapansın, batsın ve satılmasın. Utanılacak şeylerin ne olduğuna kendisi karar verecek çocuklar ve gençler yetiştirelim. Onları ağır çantalardan, karlı yollardan ve paslanmış kaydıraklardan kurtaralım önce. Ellerine makas değil, kalem verelim.


• Yasaklar suç pazarını büyütmüyor olsaydı kokainin leblebi tozundan farkı olmazdı. Yoksa, teoride ikisi de soluk borusuna kaçtığında ölümcül olabiliyor. Yasaklamak çözüm olsaydı, ahmakları yasaklar kurtulurduk. Oysa yapmamız gereken şey toplatmak, yakmak ya da üstünde tepinmek değil. Sınır diye bize öğretilmiş köşe noktalarının yeni belirleyici akıllarını büyük akıllar yapmak. O akılları kendi kendine ölçüp biçebilecek, kendi söküğünü dikebilecek terzilere dönüştürmek.

• Ahlak otobüsü, evrenin hiçbir yerinde, karakol veya mahkeme salonundan yolcu almamıştır. Ahlakın durağı yeşermiş kalplerdir, yosun tutmuş kanunlar değil. Ahlak en çok kalbin kombisiyle ısınan, zihnin izolasyonuyla şenlenen evlerde, parklarda, kreşlerde ve mutfaklarda göründü. Eğitilmeyen bir kafa bırakın ahlakı, cebindeki nane şekerine bile sahip çıkamaz.

(http://www.afilifilintalar.com/ )

''hiç-bir-şey"

''hiç-bir-şey"



...

Hiçbir şey’i düşündünüz mü? Malum, “hiçbir şey” terkibindeki hiç Farsça, bir Türkçe, şey ise Arapçadır. Bin yıllık tarihimize bakınca, hiçbir şeyin “hiçbir şey” kadar “Türkçe” olduğunu göremezsiniz. Bu kelimede kardeşlik var. Birlik var. Kesrette vahdet gibi, hiçlikte varlık var. Her şey, ‘hiçbir şey’de mündemiç olmuş sanki. Farsça-Türkçe bitişik yazılırken, Arapçaya küçük de olsa mesafe konması bile manidar. Hiçbir şey, dilimizin ve tarihimizin atom çekirdeği gibi. Hiçbir şeyi anlamak her şeyi anlamaktır.

....

Düşünmüş müydünüz sahi?..

Ne güzel düşünenler var..


Dedi; git de dolan gel, şu dünyanın seyrinde...


Hele bir bak, gör hele, ne var imiş gayrımda...

Korkma! Elbet sonunda, döneceğin yer, benim!

Korkma! Herkes bıraksa, tutacağım, Yar benim..