Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Ağustos 2010 Salı

Simyacidan..

-Cunku bana inaniyorlar ve artik kendi icgudulerine guvenmiyorlar.Bu  boyle cunku onlari otlaga ben goturuyorum.. syf 20
- Bir dusu gerceklestirme olasiligi, onu ilginclestiriyor.. syf 24
-Insn herzman ayni insanlari gorurse bunlari yasaminin bir parcasi saymaya baslar.Iyi ama, bu kisiler de bu nedenle yasamimizi degistirmeye kalkisirlar.Bizi gormek istedikleri gibi degilsek canlari sklr, hosnut olmazlar.Cunku efendim herkes bizim nasil yasamamiz gerektigine elifi elifine bildigine inanir. Ne var ki, hic kimse kendisinin kendi hayatini nasil yasamasi gerektigini kesinlikle bilmez.. syf 29
-"Peki dunyanin en buyuk yalani ne " diye sordu delikanli saskinlik icinde.  -Ne mi" Hayatimizin belli bir aninda yasamimizin denetimini elimizden kaciririz ve bunun sonucu olarak hayatimizin denetimi yazginin eline gecer.Dunyanin en buyuk yalani budur. syf 31
-Kim olursan ol, ne yaparsan yap, butun yureginle gercekten birsey istedigin zaman,evrenin ruhunda bu istek olusur.Bu senin yeryuzundeki ozel gorevindir. syf 34
-HENUZ SAHIP OLMADIGIN BIRSEYI VAAT EDEREK GIDECEK OLURSAN, ONU ELE GECIRME ARZUSUNU YITIRIRSIN..
-Karar vermek,alistigi seyle sahip olmayi istedigi sey arasinda bir secim yapmak zorundaydi.
-Kiz icin butun gunler birbirinin ayniydi ve butun gunler birbirine benzedigi zaman da insanlar, gunes gokyuzunde hareket ettikce, hayatlarinda karsilarina cikan iyi seylerin farkina varamaz olurlar.. syf 39-40
-Hazineye ulasmak icin isaretlere dikkat etmen gerekiyor.Tanri herkesin izlemesi gereken yolu yeryuzune cizmistir,yazmistir.Senin yapman gereken, senin icin yazdiklarini okumak yalnizca. syf 41
-Devami var-

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Tasarruf üzerine..


Beş yaşında idim.


Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.

Bir tane yere düştü.

Babaannem eğildi,

aramaya başladı.

Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .

Çocukluk iste,



-Aman babaanne dedim.


- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?

Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.

-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.

- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.





Aradan yıllar geçti.

Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.

Alain'in proposlarini okuyorum.

Birden irkildim.

Babaannemi hatırladım.

Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa

karşı ihanet etmiş olur diyordu.

İlave ediyordu.

Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın

teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.



On dokuz yıl evveldi.

Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim.

Geceydi. Sabahleyin, traş olmak i çin

lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.

'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın,

yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç

çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.

Doğrusu hayretler içinde kaldım.

Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.

Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.

İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık

jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,

gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.



İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.

'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek.

Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa,

kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa,

kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla

ağaç ziyanına engel olun.'



Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.

Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş,

hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir..

Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.

Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.

Zamanın başbakanı meclisi toplar.

Kürsüye çıkar.

Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;



-Şu andan itibaren der,



-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden,

pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.

-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.

Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.

Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun

bütün kesimlerini, tek istisna olmadan

kapsadığını söylemeye gerek yok.

Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.

Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...





*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta,

gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla,

yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?



*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.

Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,

İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.



Bir mıh bir nalı kurtarır.

Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,

Bir komutan bir orduyu,

Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..



Maddi durumumuz ne olursa olsun,

ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.

Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

29 Ağustos 2010 Pazar

Yagmur sen huzursun..Sen hayatsin...


icimde yagmurlar ; sonsuza kadar yagacaklar..

Hayat Guzel herseye ragmen..

Secimlerimiz kim olgumuzu belirler; secimlerimiz bizi birbirimizden ayirir..Secimlerimiz bizim anlamlarimizdir..Secimlerimiz yasadiklarimizin resmidir aslinda..Yasadigimiz,buyudugumuz dunyayi anlatir onlar..Tanidiklarimizi,gorduklerimizi,sevdiklerimizi ve sevmediklerimizi..Hersey bi secimle baslar..Iyi ve kotu boyle ortaya cikar..Hayatta ya iyi vardir ya kotu..Iyiye goturen ve kotuye goturen vardir; iyiyi getiren ve kotuyu getiren..Konusmak da susmak da anlayan ve deger verilen hic olmazsa saygi duyulan toplumlarda guzeldir..Kimse butunuyle iyi degildir,butunuyle kotu de olmadigi gibi..Yalniz secimler devreye girer burda da; sectikleri onu kotuye yada iyiye goturur ve o sekle girer yavas yavas..Insanlarin cogu erken yargilamayi sever..Hicbirsey bilmedigi halde herseyi anladigini dusunur icten ice..Yanilabilecegini kesinlikle  dusunmez..Ben bunu cocukken yaptigim hatalardan ogrendim..Mantiklarimizin,bakis acilarimizin farkli oldugunu ve degisebildigini..Ve onyarginin,sinirlenmenin,kiskancligin,kati olmanin ve set cekmenin bilmeden birseyin ne oldugunu hakkiyla; kotu belki de cok kotu sonuclar dogurdugunu gordum..
Suna inandim hep; bir sey olacaksa onu durdurmanin imkani yoktur..Her durum ve sartta olacak olan olur..Iste bu benim kader inancimin bir parcasidir..Insana secimler sunulmus,yol gosterilmistir fakat mevla oyle kurmustur ki bu duzeni; ihtiyarimiz elimizden alinmaz,boylece kim oldugumuz aciga cikar; Hak katinda ve diger katlarda...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Hislerimin elinden kurtulamiyorum bazen..

Bugunlerde yazmak istiyorum..Bugunlerde hersey hakkinda yazabilirim..Bugunlerde yeni birsey icat edebilirim..Savaslar kazanabilirim bugunlerde..Barislar kazanabilirim..Yapabilirim de yikabilirim de..Kendime  gelebilirim; kendimden de gecebilirim..Anlayabilirim herseyi fazlasiyla..Ben deyip aci cekiyorum her defasinda..Su benlikten nefret ediyorum fakat ben kendimden bahsedebilmek icin ben demek zorundayim..Anladim ki ben dememek icin benlikten vazgecmek gerekirmis..Herkes beni konusuyor,bana bakiyor..Gorunmeyenler benim icin neler diyorlar kimbilir..Gorunenler benden nefret ediyor..Azi da seviyor gibi Senin kadar olmasada Yuce Rabbim..
Insan olmak zormus..Herkesin istedigi insan olmak kolay..Allahin istedigi zor..Ben basarabilirim bunu..Herseye karsi seni yasayabilir miyim Allahim..Sevgimi Cogalt,destekle ki o sevgiyle demir daglar olsa dlebileyim..
Anlamiyorlar ya, guluyor cogu halime farkindayim..Aldirmazlardayim..Benim bindigim esege binmediler ki anlasinlar..Bosver dedim icimden..Samimiyetim onlara fazla geliyor her defasinda..Hazimsizlik boyundan yukari hepsinde..Gozler donmus..Suratlar pervasiz bir o kadar hayvani duygular icindeler..Niye geldigimiz unutulmus dunyaya..Herkes kendi kitabini yaziyor..Herkes tanri olma derdinde iyilik adina..Vay be diyorum..Ne boyaciymissin sen dunya!!Heyhat insan mi hayvan mi belli degil..Hayvanlardan da ozur diliyorum bunlar baska bisey..Allahim ne kadar sabirlisin sen..Affet cunku istedigin gibi olamadim..Oyle biri olmak isterdim ki..Oyle bi durusum olmaliyid senin icin..Anlamasalar da dinlemeseler de ben neden geldigimi bilip, o sebebe sarilip sana dogru kosmaliydim gunbe gun..Olmadi..Ne zaman baslatacaksin bu savasi..Zaten baslatilmis bi savasin icindeymisim meger..Yarim kalmis bi hikayenin son noktasiyim ben...

Bir Bak!

Baksana yuzume bir kez;
Baksana aynaya sonra
Kim akilli cevap ver..
Gonul gozun mu kor ,
yoksa Aklin mi zedelenmis..
Sebep ne bak her defasinda aynaya bi..
Ara ki bulasin..
Arayan buluyor eninde sonunda;
Neyi aradigina dikkat et!
Bulana kadar da donme..
Ya nasip..