Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Eylül 2014 Cuma

BÜYÜK TÜRK MÜTEFEKKİR VE MUTASAVVIF YAZAR SAMİHA AYVERDİ HANIMEFENDİ'NİN HAYRAN OLDUĞUM  VASİYETİNDEN:
* Ölçün doğruluk olsun, aleyhinde dahi olsa doğruyu söylemekten çekinme.
* Haksız olduğun bir mes’elede, haklı olduğuna kendini inandırmaya çalışma.
* İnsanların kusurlarını gözünde büyütme. Arkadaş, dost, meslektaş ve yakınlarının kabahatlerini değil, meziyetlerini görmeye çalış. Kusurlarını ararsan, onlar da sende arar ve senin bulduğundan fazlasını bulurlar.
* Arabulucu ol, arabozucu olma. İyilik yapmak için fırsat gözle. Bulamazsan icâd et. Zirâ kula hizmet, Hakk’a hürmet ve ibâdettir.
* Kendinden evvel başkalarını düşünmek seviyesine ermeni çok isterim. Bu olmazsa kendin kadar; bu da olmazsa kendine yakın düşünmek de bir nimettir.
* Kararlarında aceleci olma. Hükümlerini teennî ve basîretle vermek bahtiyarlıktır.
* Gayeli ve kararlı adam ol. Gel-geç tabiatlıların ideallerine eriştikleri görülmemiştir. Onun için azimli ve sebatkâr ol ki, tuttuğunu koparasın. Herhangi bir mes’eleyi huşûnetle değil sükûnet ve hoşlukla halletmeyi âdet et. Onun için Resûlullah Efendimiz: “Allah, güzeldir, güzeli sever” buyurmuşlardır.
* Sâkin, mülâyim ve hesâplı konuş. Ağır, kırıcı ve geri dönülmez sözden çekin. Vekârlı ve haysiyetli ol, fakat alıngan olma.
* "Öfke gelir göz karartır Öfke gider, yüz kızartır" diyen, ne doğru söylemiştir. Onun için, sonradan pişmanlık verecek sözden ve hareketten şiddetle kaçın.
* Büyüğe, küçüğe saygılı ol. Hürmet et ki hürmet göresin. Lâtifelerin lâtif olsun. Kalb, Allah’ın nazargâhıdır. Kırmaktan şiddetle sakın.
* Bil ki, para gâye değil vâsıtadır. Eline bu vâsıta bol bol geçtiği takdirde onu hayırlı işlerde kullan.
* Sabırlı ve hazımlı ol. Allah şikâyeti sevmez. Dâima şükret, güçlükleri kolayından al, rahat edersin.
* Evlatlarının bedenleri kadar ruhlarını da besle. Onlar sana Hakk’ın emanetidir. Bu emâneti kurda kuşa kaptırmamaya dikkât et.
* Anana, babana, kardeşine, hâsılı bütün ailene mûti, sâdık ve yardımcı ol. Cenâb-ı Resulullah: “Cennet anaların ayakları altındadır” buyurmuştur. Cenneti yalnız âhiret âleminde aramak, akıllı insan kârı değildir. Dünyada da cennet vardır. Bu, huzur ve kâlb cennetine girmeye çalış.
* Sana korku, ümid veya herhangi bir menfaatle bağlanan dünya dostlarına güvenme. Hak nâmına garazsız, ivazsız dostluğunu arz etmiş olanları ise, kusurları olsa da, bağrına bas, onlardan kopup ayrılma ve kendi kendine; “Benim kusurlarım onlarınkinden çoktur” diyerek hoşgör.
* İnsanlar, kendi hayatları binâsının mimârıdırlar. Bu binâyı kurmak husûsunda gösterecekleri ustalık veya acemilik, onları mes’ud veya bedbaht eyler. Gayret et ki, hayâtını kurarken sana saâdet ve huzur getirecek iyilik, güzellik, hak, hakîkat ve fazîlet malzemesini kullanmak hünerini gösteresin.
* Allah yardımcın olsun.

Sâmiha Ayverdi
http://www.samihaayverdi.org/hayati-fikirleri-eserleri.html

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Dünyama Bir Bebek Geliyor

Sevgili blogcuk, gel yaklaş! Kulağına fısıldayacağım cümleyi dinle!

Bi bebeğim olacak!! Allah'ın izniyle yaklaşık yedi ay sonra kucağıma alacağım bir bebek.. Evet sevgili blogcuk artık ben de bir anne adayıyım.. İki gün önce bebeğimin kalp atışlarını dinledim ilk kez.. Ne kadar ilginç bir duygu bilemezsin.. Çok mutluyum.. Hamilelik zor ama hayatta  katlanılabilecek en tatlı zorluk bu sanırım :)) Babası, halaları,teyzeleri, annanesi, babannesi, dedesi ve bi sürü bekleyeni var şimdiden.. En çok da ben bekliyorum tabii ki:)) Bana ne kadar benzer nasıl olur çok merak ediyorum.. O doğduktan sonra hayat bir daha eskisi gibi olmayacak.. Belki de yıllardır beklediğim o mucize bu bebektir kim bilir.. Annelik bir lütuf!! Dilerim rabbim isteyen herkese bu lütfu gösterir..

30 Ocak 2014 Perşembe

Yılın En Önemli Olayı: Evlendim..

Son bir yıl neler aldı senden diye sorsalar söyleyecek çok şey bulabilirdim yine..
Evet bulurum fakat bunları yazmaktan yoruldum sevgili insanlar.. Bazılarınızdan da hiç hoş olmayan yorumlar aldım.. Onlara diyecek bir kaç lafım var elbette.. Lakin herkesi kendi nahoş düşünceleriyle ve seviyesizliğiyle başbaşa bırakmak çoğu zaman tercihimdir.. Eleştirilere açık olan 'yan'ımız 'seviyesizlik'le 'eleştiri'yi karıştıranlar için 'yoktur' biline..

Şimdi neler oldu neler geçti son yazımın üzerinden bilmiyorum.. Çok fazla vaktim yok o yüzden az ve öz yazmaya çalışacağım..

İnsanoğlunun hayatta başına sadece bir kere gelen şeyler vardır.. Benim de başıma gelen bu yılın en etkili olayı şöyle; hiç tahmin etmediğim bir zamanda hiç beklemediğim bir adamın karşıma çıkması hayatımı değiştirdi.. Bu değişiklik evlilikle son buldu.. Şimdi günden güne sevgimi büyüten bir adamla evliyim değerli dostlar.. Allah her insana susadığı sevgiyi bulabileceği insanlar versin dilerim ki..  Sanırım çok bekledim fakat beklediğime değdi.. Hayatta en el değmemiş sevgiler yine en el değmemişini hak eder .. Buna her zaman yürekten inanmışımdır.. Allah acıyı çekeni de sabredeni de, günahtan kaçınanı da, mücadele edeni de, koyverip gideni de çoook iyi bilir.. Zulmedenler zulmünün karşılığını beklesin..Allah yapılan bütün ayrıntıları fazlasıyla iyi bilir.. Allah görmüyor sanıp sakladıklarımız var ya işte onlar bizim sonumuz olacak!! Eğer tövbe edersek ayet ve hadislere göre söylendiği gibi ; o zaman durum değişir İnşaallah!..

İş yerinde yaşadığım sorunların en büyük sebebine gelirsek, benim aşırılıklarım olmuştur; iyilikte, mütevazilikte ileri gitmelerim sonra yapılan terbiyesizliklere karşı  öfkemi dizginlediğimi sanıp öcümü başka türlü almam.. Mesela tavırlara karşı mücadele yerine sırtımı dönüp gitmem o insanlara açık ve net ve ağır gelen cevaplar olarak kalmıştır daima ve bu benim hayatta seviyesizliklere karşı verilmiş en son cevabım olmuştur.. Sanırım Allah'ın varlığıyla arkadaş olmak varken kimsenin egosuna izin vermeyeceğim ki yalnızlıktan korkanların yaptığı gibi türlü oyunlara boyun eğmektir bunun diğer adı.. Hür irademi Allah'tan başka tüm iradelerin boyunduruğundan kurtarmak isteyişimin resmi budur...

En baştaki yazılarımı okuyanlara hatırlatmak istediğim bir şey var; demiştim ki hayatımda elbetteki güzel ve mutlu pek çok şey var lakin ben mutluluğu pek fazla yazamam, zamanla bu alışkanlığım değişir mi bilmem..Ama şimdilik yazdığım şeyler hüzün ağırlıklı olacak.. Hem ben birileri okusun diye birşey yazmıyorum..Hiçbir yerde reklamımı yapmıyorum.. Kendimi tanıtmıyorum.. Sosyal sitelerimde arkadaşalarıma 'buyrun' demiyorum.. Bilinmek istemiyorum çünkü.. Çünkü burası benim içimi döktüğüm bir yer olarak kalacak şimdilik..

Ben çocukluğundan beri oldukça yürek burkan hadiseler yaşamış bir insan evladıyım evet.. Onları buraya döksem sanırım koca bir roman olur çıkardı.. Fakat şimdilik imkanım ve gücüm ve yeterli edebi dilim yok.. Gün gelir de belki yazarım..Kitap raflarında bir kitap daha olsa, bir kaç insan okusa, bu insana mutluluk verirdi herhalde..Daha önemlisi şu ki bazı insanlar yazdıkça yaşar.. Ben de onlardan biriyim belki de bilmiyorum.. Yazmak anlatamadığım dertlerime derman olmuyorsa da rahatlatıyor.. Terapi, arkadaş, dost, alışkanlık, hobi belki de daha fazlası..

Diğer yandan pek çok borcun içinde yüzmekteyim.. Tüm maaşım borçlara gitse de eşimin maaşı ikimizi ve küçük sevimli yuvamızı geçindirmeye yetiyor şükürler olsun.. Rabbim aç, açık tüm gariplere sahip çıksın demek istiyorum burada..

Diğer bir yandan yüksek lisansa başlıyorum, iki bölüme başvurdum ikisinden de kabul aldım. İkisine de kayıt yaptırdım. Başlıyorum bitirdiğim gün bambaşka bir gün olsun diliyorum (:

Daha neler geldi ne duygular fırtına olup yerli yersiz, haklı haksız gelip geçtiler.. Lakin dedim ya herşeyi oturup yazmaya zamanım yok... Şimdilik hoşçakalın..







14 Ağustos 2013 Çarşamba

Kalbinizle Aranız Nasıl








Ben doğduğum zaman yıldızlar, gezegenler hiç yerinde durmamış anlaşılan, çünkü her an yeni şeyler keşfetme ve öğrenme halleri yaşamımı, beni, kişiliğimi günden güne değiştiriyor.. Her gün bilmediğim yeni bir yanımla tanışıyorum.. Mesela bugün de kendimde hissettiğim birşeyi söylemek istiyorum tabii bu duruma yaşanmışlıkların üzerimdeki etkisi daha çok..  Şöyle ki insanın kalbini  taşıması hayatta en zor olanıymış bana kalırsa çünkü tüm sıkıntılar da sevinçler de orada birikiyor ve sonra kalbimiz bizi sıkıyor yada ferahlatıyor.. Bu durum garibime gitti doğrusu.. Kalbim dedim, yoruldun artık dur.. Kalbime yüklenme ey dünya dedim.. Neler demedim ki sevgili dostlarım.. Ah bir anlatabilsek içimizdeki duyuları.. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi kelimelere dökebilsek sanırım dünya çok daha farklı bir yer olurdu.. Biz insanlar hiçbir duygumuzu tam anlamıyla ifade edemiyoruz ya da etmiyoruz.. Bu yüzden birbirimizi yeterince sevemiyoruz, ilgilenmiyoruz.. Bir belgeselde, Darwinizmin çağımız insanı üzerindeki etkisinden bahsederken şöyle diyordu; insanlar daha az düşünmeye sevkedilerek insani özelliklerin yerini hayvani özellikler almaya başlar ve böylece insanlar hayvanlar alemindeki gibi düşünmeden birbirlerini kırar,çalar çırpar, öldürür, sadece kendilerini dşünürler, öfke, kin, kibir gibi duygularla da hayvandan da aşağı hallere düşerler.. İşte hal böyle iken, kalp bir et parçasından öteye geçer mi güzel insanlar? Öyleyse lütfen kalbimize dikkat edelim, bırakalım hislerimiz okyanuslar gibi aksın ve bize gerçekleri, sadece gerçekleri fısıldasın ki o gerçekler su gibidir ve su yolunu bulur elbette...
Selametle kalın..


11 Ağustos 2013 Pazar

Büyüyor muyum yoksa yaşlanıyor muyum

Bayram'da Ankaradaydım. Ailemin yanında.. Annem, üç kardeşimle tuhaf bir bayram daha geçti.. Bugün İstanbul'a döndüm yine.. Yolda gelirken de yol boyunca tuhaf bir şekilde içimde bir huzur vardı.. Bayram çok mu güzel geçti hayır, mutlu muyum hayır, mutsuz muyum evet ağırlıklı olarak pek tadı yok hayatımın fakat yolculuk huzur verdi,iyi geldi.. Otobüsün camından geçtiğimiz yerlere, doğaya bakınca bir an yeryüzünün harikulade varlığı içime huzur verdi, yeryüzü gözüme ayrı bir güzel göründü, inip dağa taşa sarılmak, Rabbimin sanat eserleriyle hemhal olmak istedim.. Herkeste yoktur böyle duygular bilirim..Bilirim ki afaki duygular gelir bulur beni ansızın böyle ancak bu hallerime diyecek hiçbir sözüm,yapacak hiçbir açıklamam yok.. Kimse bilmez beni böyle Rabbimden başka dostlar..Az biraz da bu blogcuk ve takipteki arkadaşlar biliyor yazdıklarımdan.. Her neyse.. Dedim ki, dünya ne güzel bir yermiş, güneş ne güzel, bu tepeler, topraklar ne kadar hayat doluymuş.. Şimdi unut Türkiye'de olduğunu, dünyanın başka bir yerinde yolculuk yapıyormuş gibi düşün, herhalde hayranlıktan epey sarsılabilirdim bu güzel diyarlardan geçerken ama görüyorsun ya burası senin ülken ve bu güzellikler senin topraklarında.. Ne kadar güzel duygular sardı içimi bilemezsiniz dostlar.. Yol boyunca doğayı seyretmedim tabii ki; gelene kadar üç film devirdim ve son filmi herkese öneriyorum 'Gelecekten Bir Gün', Türk yapımı bir film fakat çok başarılı olmuş, izleyince bana hak vereceksiniz.. Bugünüm böyle geçti, yarın işe gideceğimden şimdi kapatıp yatmam gerek.. Geçmek üzere olan bayramınız kutlu olsun canlarım.. Anlatacak bir yığın duygu ve düşünce ile doluyum yine fakat şuan zamansızlık stresinden kafamı toplayamıyorum.. En kısa zamanda görüşmek üzere ve son bir ezgiyle veda etmek istiyorum geceye ki anlık bir hisle dinlerken buldum kendimi.. Sağlıcakla kalın..

http://www.youtube.com/watch?v=eCgPvVa0N58

15 Temmuz 2013 Pazartesi

MESNEVİ'DEN BİR DAMLA..

1260 - Hintliler halka göstermek için karanlık bir ahıra bir fil getirmişlerdi.
Fili görmek için o karanlık yere bir çok kişi toplanmıştı.
Fili o karanlıkta görmenin imkanı yoktu; herkes file el sürmedeydi.
Birinin eline, filin hortumu geçti; fil dedi, bir oluğa benziyor.

Birinin eli, kulağına dokundu; fil ona yelpazeye benzer bir şey zannını verdi.
Birisi, eliyle ayağına dokundu; filin şeklini dedi, direk dibi gördüm.

Birisi, elini sırtına koydu; bu fil dedi, bir taht gibiymiş.
Böylece herkes, filin bir yerine dokundu; neresine dokunduysa ona göre anladı; fili o çeşit anlatmaya başladı.

Bu bakımdan sözleri, birbirine aykırı oldu; birisi dal dedi ona, öbürü elif adını taktı.

Her birinin elinde bir mumu olsaydı, sözlerindeki ayrılık, aykırılık kalkar giderdi.

Duygu gözü, elin avucuna benzer ancak; insanın avucu, filin her yanını kavrayamaz ki.

1271 - Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başka... Köpüğü bırak da denizi gören gözle bak.

Kaynak: Abdülbaki Gölpınarlı, Mesnevî Tercemesi ve Şerhi, III-IV Cilt, S. 99, İnkılâp Kitapevi, 3. Basım, 1983

Bir Ramazan Günü, Ben ve Yalnızlık Senfonisi



Ramazanın ilk haftasını bitirmek üzereyiz. Bu akşam iş yemeği var. İftarı iş yerinden 50-60 kişilik bir grupla yapacağız kısmetse. Herkes gitti, şimdi ofiste tek başıma saatlerin geçmesini bekleyeceğim, Esra gelip beni alırsa iftara yakın Florya' ya iftar yapmaya geçeceğiz.. Ben de biraz çalışacaktım fakat hiç halim yok, birazdan namazımı kılıp otururum belki. Moralim, enerjimse sıfır.. Ruhumu çok yorgun ve yaşlı hissediyorum şu aralar.. Sanki ölmüş gibiyim başka bir alemden seyrediyorum tüm olan bitenleri.. Ya da bir hayalet gibi hissediyorum kendimi..İnsanların dünyaya nasıl tutunduğunu izliyorum.. Derin derin uykularda olanların hali yüreğimi dağlıyor.. Rab'bim diyorum Senin için nefret etmicem kimseden, kalbimi nefretten soyutlamak istiyorum çünkü ölüm gibi soğuk bir gerçek keskin bir rüzgarın siluetiyle gelip karşıma dikiliyor.. Ölecek diyor, affet.. Kızma çünkü aciz, ne yaptığını bilmiyor diyor..Yarın mahşer günü dehşetle bakan gözler geliyor gözlerimin önüne, kendimi düşünemiyorum bile ancak Rabbime sığınıyorum..Affetmeyi öğretiyorum mağrur gönlüme.. Asla hata kabul etmez gönlüm kibrinden mi, insanlığından mı diye sesleniyorum, ona göre ayağını denk almalı kalbim.. Ruhum diyorum, ey zavallı ruhum! Sen sadece kendi mesafeni koru ama konuşma, anlatma daha fazla çünkü uykuda olanların uyanık olanları işitmesi mümkün değildir.. Yüreğime hançerler saplanıyor, alevli sopalarla saldırıyorlar,yakıyorlar kalbimi, ruhumu.. ama ben susuyorum daha çok.. Gülümsemeyi ya da sessiz kalmayı, elverirse sakince ve vakar adımlarla terk etmeyi seçiyorum... Sabrı mı öğreniyorum bilinmez fakat acı içinde kıvrandığım aylardayım.. Kendi hatalarımın bedeli bir yana zayıflıklarım beni bitiriyor.. İnsanlara kötü olamıyorum ya ikiyüzlüyüm yada gerçekten benden kötü olmaz, olmuyor..Ya da çok akılsızım..Tüm bunlar bir yana dengeyi öğrenme sürecim oldukça acılı geçiyor diyebilirim.. Zamanla diyorum zamanla herşey düzelir, su yolunu bulur..Fakat içimdeki o küçük , aptal kız çocuğunun saçlarını yolup köprüden aşağı atmak istiyorum.. Çünkü o masum ve salak tavırlarından, haşin ve sabırsız, düşünmeden hareket eden hallerinden vazgeçmedikçe beni ayaklar altında parya yapmaya mahkum ediyor.. Artık ölsün o kız çocuğu.. Çocukluk yaşını geçtim ben..Büyümek istiyorum ALLAH' ım.. O büyükler ki her şeyden nem kapmıyorlar ben gibi, ben gibi krılgan değiller, göründüğümgibi miyim bilmiyorum fakat bildiğim bişey varsa görüntüme yansır her halim..Büyüklerse oldukları gibiler yada göründükleri gibi .. O büyükler hiç sızlanmıyorlar, taş gibi kalpleri, ruhları var, çok hazır cevaplar, her şeyin üstesinden geliyorlar, hiçbirşeyden korkmuyorlar, çok güçlüler, gülüp geçiyorlar herşeye, aldanmıyorlar asla istemediklerine, hep kazanıyor hiç yenilmiyorlar.. Evet artık büyümek istiyorum.. Istıraplarımdan nasıl kurtulurum yoksa.. Dokunan olsa bir kez gözlerinden deryaları boşaltacak, bir dokunsa bir dost omzuna ağlamak kelimesini yerle bir edecek, bir nuh tufanı daha kopacak.. güneşleri yakacak kadar yangın yüreği.. neyin ateşinde kavruluyor bilmiyorum.. aşk değil, insan acı bu bildiğin bilmediğin çeşitlilikte, farklı frekanslarda acılar bunlar..herkesin anlaması imkansız.... Neler oluyor bana anlamıyorum, yıllardır seneden seneye artan gözyaşlarım.. benden neler götürdünüz böyle.. Neleri almaya talipsiniz..


 Çok Şükreden çok sabreden bir dil,kalp diliyorum Rabbim.. Yoksa isyan etmek çok kolay, yanlışlara düşmek hep benim işim.. Oysa sen ne kadar düşersem düşeyim ellerimden tutanım ve asla bırakmayanımsın... Benim yürüdüğüm tüm yollar sana gelir.. Bildiğim ne varsa sen çıkarsın içinden.. Sadece seni bulurum sonunda... Ama seni yeterince bilemediğimden,dostluğuna yeterince değer veremedimden,aşıkın olamadığımdan gün be gün acıların pençesine düşüyorum.. Zarardayım,ziyandayım... Aşkına,sevgine, sana talibim Ey Kalbimin,Ruhumun, varlığımın yegane sahibi , aşkın için  vazgeçemeyeceğim ne olabilir ki.. Aşkından uzak eyleme beni yalvarırım..Anlamayan, bilmeyenlerden gizle beni.. Dışım buzdağı olsun ki incitemesinler,dokunamasınlar sana olan aşkıma..İçimde yanardağlar olsun varsın.. Senin aşkınla yanmadıktan sonra, çekilen tüm acılar, yaşanan tüm hayatlar hüsrandadır..Ne yazık, çok yazık...Dualarımı kabul edeceğini biliyorum Biricik Aşkımın Sahibi.. Seni sevmeme izin ver..Beni sev ve sevginden bir yudum nasip eyle... Amin..