Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
26 Eylül 2010 Pazar
Zaman..
Zaman hızlandı gibi son günlerde..Bu yaz yoğun geçti sanırım.Tatil,yaz okulu,iş,gezmeceler..Gözyaşları,mutluluklar..Hayat nasıl yaşanırsa herkes için biraz öyle yaşandı bizim için de..Hayat nasıl özelleşirse derinlere indikçe,biraz öyle derinleşti bizim için de .. Hayat neler sunar,ne alternatiflerle gelirse insanlar için; bize de öyle renk renk desen desen sundu yaşamamız gerekenleri..Hayat evet..Bazen şükredilesi bazen kahredilesi bi hayat..Aslında bizim aşamayacağımız kadar anlayamayacağımız kadar büyük ve biz hep küçük hep küçük..Kaybolmuş geçmişlerle bulunmuş bilinmiş geçmişlerden süzülüp öyle yada böyle yeni yıllara koşan bu kez aynı yollardan bazen de farklı yollardan yürüyüp geçen biz insanoğlu..Düşüncelerim kendi içinde açmazlara giderken,ben de bana verilenleri tüketmekle meşgulüm hep..Etrafa baktım bakıyorum yaşıyorum okuyorum izliyorum hissediyorum..Sonra görüyorum ki herkes kendi tarihini yazmakla meşgul..İstisna olabilecek insan arıyor gözlerim ama neredeyse yok denecek kadar az onlar..Yani dünyanın tarihini değiştirmek için doğan yok pek..Ayrıcalıklar,faklılıklar herkesten ayıran işte O dedirten yalnızlıklar seçilmişlik başka çok başka bişey..Kimbilir ben kimim..
17 Eylül 2010 Cuma
Yine Hüzün Anlattım Üzgünüm..
Hayatımın sonuna az kaldı gibi bana ne dünyanın sonundan..Hep üzgün hep hüzünlüyüm son yıllarda..İnsanlardan saklamak zorunda olduğum kalbimi taşımaktan ölesiye yoruldum..Allah'ım güç ver demekten yoruldum ama gidecek başka kapım yok başka güçlü de yok zaten..Duygusallığımdan bıktım.Her şeye yani en küçük duygusal anlarda bile gözlerimin dolmasından bıktım..Bunun yanında bazen hayata, insanlara karşı çok katı da olabildiğimi görüyorum ama katılığımın sonu da hüzün hep çünkü kırdıklarım için de çok üzülüyorum..Noluyo sana kendine gel diyorum fakat sanki iki kişilikliyim ben..Bi yanım çok affedici diğer yanım çok afaroz edici tabiri caizse.Valla artık, artık demekten de yoruldum.Kimse umurumda değil, ben zaten bugünlere kolay gelmedim.Hayatı asıla asıla yaşadım çünkü hep tüketen bi hayat yaşadım.Derler ki zorluk çekenler daha başarılı olurmuş daha güçlü olurmuş daha çabuk üstesinden gelirmiş herşeyin..Koca bi yalan bu..Ben de kuru soğan ekmekle yaşayabilirim evet buysa tek sorun..Fakat ötesi var görebilene..Kapalı kapıların ardında neler var neler..Oooy Rabbim......Senin hikmetlerine akıl erdiremesem de, çoğu zaman kan revan olsamda Sana büyük saygı duyuyorum çünkü hayatımın hep bilmecelerle örülü olduğunu gördüm yıllardır..Sonunda elime bişey geçmese bile Sana Saygı duyuyorum en derinden..Kırılıyorum isyan ediyorum belki zaman zaman,belki kayıtsız kalıyorum..Fakat şahidim ol ki Sana Saygı duyuyorum en kederlisinden..Sen en büyük en yakınımsın..Ben kendimi ellerine bıraktım her düşüşümde..Sana geldim pes ettiğimde dağınık parçalarla; sen topla Ey Rabbim dedim benim senden başka sığınacak limanım yok....Tut alnımdan arındırıp herşeyden bi öpücük kondur..
13 Eylül 2010 Pazartesi
Nağmeler
İnsan kaybettiğini asla bulamaz; ya buldukları değişmiştir yada kendisi.Neyi kaybettiğini neyi aradığını bulduğunda anlamasının anlamı var mı; hayatta herşey mümkünse ;)
*Duygusallığın kıyısında hangi gözyaşı denizine açılsam diye bekler dururum..Hayat sahilinde alternatif çok nasılsa; acılardan yelken yapan asla batmıyor..
*Üzgünüm babacığım seni üzdüğüm için çok ama çok üzülüyorum..Uzaktan yada yakından bize baktığını hissediyorum bazen..Üzgünüm çünkü senin istediğin gibi ve üstelik olması gerekeni istediğin halde başarısızlığımıza üzülüyorum..Çok kaba ve benciliz sanırım..Evet insan olmak kolay değilmiş..İnsan gibi insan olmak..
*Herzaman gülen oynayan insan dolu bi dünya tuhaf değil de acıları olan ,herşeyi düşünüp olması gerekenden kötüye gidişi görenlerin tutsak olduğu ve değersiz görüldüğü bi iklim yaşıyor dünya..Ben mi anormalim yoksa onlar mı..Rabbim iyi ki varsın..
*Duygusallığın kıyısında hangi gözyaşı denizine açılsam diye bekler dururum..Hayat sahilinde alternatif çok nasılsa; acılardan yelken yapan asla batmıyor..
*Üzgünüm babacığım seni üzdüğüm için çok ama çok üzülüyorum..Uzaktan yada yakından bize baktığını hissediyorum bazen..Üzgünüm çünkü senin istediğin gibi ve üstelik olması gerekeni istediğin halde başarısızlığımıza üzülüyorum..Çok kaba ve benciliz sanırım..Evet insan olmak kolay değilmiş..İnsan gibi insan olmak..
*Herzaman gülen oynayan insan dolu bi dünya tuhaf değil de acıları olan ,herşeyi düşünüp olması gerekenden kötüye gidişi görenlerin tutsak olduğu ve değersiz görüldüğü bi iklim yaşıyor dünya..Ben mi anormalim yoksa onlar mı..Rabbim iyi ki varsın..
GÖNLÜ YARALI DUAM..
İçimde mutluluk taşırım ben hep; büyük acılardan oluşmuş altyapısı olanlardan..Sık sık ağlarım da evet.Acınacak hali olan koca bi yalanız biz..
Ben çok mutlu olabilirim evet..Küllenmiş karamsarlıkların üstüne hiç tükenmeyecek ve de tüketmeyecek mutluluklar inşa etmeyi öğrendim ben..Bugün söylediklerimi yarın yaşamak için söz veremem fakat..Çünkü böyledir benim gördüğüm dünya..Bugün doğanın yarın ölmesi gibi yarının ne getireceğini bilemeyeceğim gibi..Sabitleşmiş görüşlerim yok benim ne bir şeye ait ne de bir kimseye ait..Fakat hiçbirşeyi düşünmeden yoluma devam edemem çünkü sabitlendiğim tek ve en gerçek noktadır yaratanımın varlığı, bunun içindir ki dünyaya bir kere fakat eğlence için ve gayesizce savrularak yaşanması için verilen hayatların bize ait olmadığına inandığım için düşünürüm gitmeden..Emanet bir can ve ötesi var görebilene..
Yaşadıklarım bana herkesin herşey kadar kolay değişebildiğini hatta ister istemez an be an değiştiğini gösterdi..Tuhaf olduğumu düşünen tuhaf bi dünyada, anlamadıkları halde varlığımın bi değeri bi anlamı olmadığı halde mutlu olabilen birisiyim ben..Hala hergün gördüğüm onca pisliğe rağmen üzerine kar yağdırıp acıların, yeniden yeşillenmiş gibi dünyaya sarılmayı öğrendim yada ben hep öyleydim..İnsanların herşeyle dalga geçtiği bi dünyada hiçbişeyi anlamadığı bi dünyada ben kahkahalarla gülebildiğim için çok mu güçlüyüm yoksa çok mu taşlaşmışım dersin..Gülümsüyorum yine evet ama acı acı..Birgün biteceğine inandırdı beni Rabbim..Eğer ona güvenirsem,sarılırsam,sonunda ne büyük güzelliklerin olacağına inandırdı beni..
Eey Tek ve Benzersiz Sevgili..
Hergün binlerce hata ediyorum,günahlara bata çıka sana doğru gelmeye çalışıyorum..Biliyorum bana sabretmem gerektiğini fısıldıyorsun her defasında..Biliyorum her an yanımdasın..Biliyorum en yakınımdasın..Bütün acılarımı,yüreğimin en derinlerindekileri bir an bile es geçmeyen,boş bırakmayanımsın benim..Hayatta sahip olduğum ve olacağım tek sevgilimsin bundan şüphem yok..
Eey Eşsiz Yüce Yaradan..
Ben sana yakınlıktan çok çok uzağım..Senden birşey isteyecek yüzüm de kalmadı..Hergün biterken ben sadece senden uzaklığıma ve bana verdiklerine rağmen sana olan şükrümün azlığından üzüntülüyüm ve vicdan azabıyla günü bitirmeye çalışıyorum, belki de hiç açmayacağım gözlerimi kapatırken yılların planlarıyla, hayalleriyle beynimi yorup hatta çoğu kez elde edemediklerimin acısıyla can çekişen kalbimi teselli ederek biraz da,kapatıyorum gözlerimi..Sonunu bilmeden ve uyuşturulmuş,ertelenmiş duygularla,düşüncelerle..
Acılarımı sıkıntılarımı anlattığım ve beni tanıdıkça benden uzaklaşan dostlarımın olduğu böyle bir dünyada beni sensiz bırakma Rabbim..Benim senden başka dayandığım,güvendiğim hiçbirşey yok..Sen varsan herşey var..Senden başka sahip olduğum herşey yokolmaya mahkumken nasıl başkasına gönül verebilirim,inanabilirim..Seni Sadece SENİ SEVİYORUM BEN...
Ben çok mutlu olabilirim evet..Küllenmiş karamsarlıkların üstüne hiç tükenmeyecek ve de tüketmeyecek mutluluklar inşa etmeyi öğrendim ben..Bugün söylediklerimi yarın yaşamak için söz veremem fakat..Çünkü böyledir benim gördüğüm dünya..Bugün doğanın yarın ölmesi gibi yarının ne getireceğini bilemeyeceğim gibi..Sabitleşmiş görüşlerim yok benim ne bir şeye ait ne de bir kimseye ait..Fakat hiçbirşeyi düşünmeden yoluma devam edemem çünkü sabitlendiğim tek ve en gerçek noktadır yaratanımın varlığı, bunun içindir ki dünyaya bir kere fakat eğlence için ve gayesizce savrularak yaşanması için verilen hayatların bize ait olmadığına inandığım için düşünürüm gitmeden..Emanet bir can ve ötesi var görebilene..
Yaşadıklarım bana herkesin herşey kadar kolay değişebildiğini hatta ister istemez an be an değiştiğini gösterdi..Tuhaf olduğumu düşünen tuhaf bi dünyada, anlamadıkları halde varlığımın bi değeri bi anlamı olmadığı halde mutlu olabilen birisiyim ben..Hala hergün gördüğüm onca pisliğe rağmen üzerine kar yağdırıp acıların, yeniden yeşillenmiş gibi dünyaya sarılmayı öğrendim yada ben hep öyleydim..İnsanların herşeyle dalga geçtiği bi dünyada hiçbişeyi anlamadığı bi dünyada ben kahkahalarla gülebildiğim için çok mu güçlüyüm yoksa çok mu taşlaşmışım dersin..Gülümsüyorum yine evet ama acı acı..Birgün biteceğine inandırdı beni Rabbim..Eğer ona güvenirsem,sarılırsam,sonunda ne büyük güzelliklerin olacağına inandırdı beni..
Eey Tek ve Benzersiz Sevgili..
Hergün binlerce hata ediyorum,günahlara bata çıka sana doğru gelmeye çalışıyorum..Biliyorum bana sabretmem gerektiğini fısıldıyorsun her defasında..Biliyorum her an yanımdasın..Biliyorum en yakınımdasın..Bütün acılarımı,yüreğimin en derinlerindekileri bir an bile es geçmeyen,boş bırakmayanımsın benim..Hayatta sahip olduğum ve olacağım tek sevgilimsin bundan şüphem yok..
Eey Eşsiz Yüce Yaradan..
Ben sana yakınlıktan çok çok uzağım..Senden birşey isteyecek yüzüm de kalmadı..Hergün biterken ben sadece senden uzaklığıma ve bana verdiklerine rağmen sana olan şükrümün azlığından üzüntülüyüm ve vicdan azabıyla günü bitirmeye çalışıyorum, belki de hiç açmayacağım gözlerimi kapatırken yılların planlarıyla, hayalleriyle beynimi yorup hatta çoğu kez elde edemediklerimin acısıyla can çekişen kalbimi teselli ederek biraz da,kapatıyorum gözlerimi..Sonunu bilmeden ve uyuşturulmuş,ertelenmiş duygularla,düşüncelerle..
Acılarımı sıkıntılarımı anlattığım ve beni tanıdıkça benden uzaklaşan dostlarımın olduğu böyle bir dünyada beni sensiz bırakma Rabbim..Benim senden başka dayandığım,güvendiğim hiçbirşey yok..Sen varsan herşey var..Senden başka sahip olduğum herşey yokolmaya mahkumken nasıl başkasına gönül verebilirim,inanabilirim..Seni Sadece SENİ SEVİYORUM BEN...
31 Ağustos 2010 Salı
Simyacidan..
-Cunku bana inaniyorlar ve artik kendi icgudulerine guvenmiyorlar.Bu boyle cunku onlari otlaga ben goturuyorum.. syf 20
- Bir dusu gerceklestirme olasiligi, onu ilginclestiriyor.. syf 24
-Insn herzman ayni insanlari gorurse bunlari yasaminin bir parcasi saymaya baslar.Iyi ama, bu kisiler de bu nedenle yasamimizi degistirmeye kalkisirlar.Bizi gormek istedikleri gibi degilsek canlari sklr, hosnut olmazlar.Cunku efendim herkes bizim nasil yasamamiz gerektigine elifi elifine bildigine inanir. Ne var ki, hic kimse kendisinin kendi hayatini nasil yasamasi gerektigini kesinlikle bilmez.. syf 29
-"Peki dunyanin en buyuk yalani ne " diye sordu delikanli saskinlik icinde. -Ne mi" Hayatimizin belli bir aninda yasamimizin denetimini elimizden kaciririz ve bunun sonucu olarak hayatimizin denetimi yazginin eline gecer.Dunyanin en buyuk yalani budur. syf 31
-Kim olursan ol, ne yaparsan yap, butun yureginle gercekten birsey istedigin zaman,evrenin ruhunda bu istek olusur.Bu senin yeryuzundeki ozel gorevindir. syf 34
-HENUZ SAHIP OLMADIGIN BIRSEYI VAAT EDEREK GIDECEK OLURSAN, ONU ELE GECIRME ARZUSUNU YITIRIRSIN..
-Karar vermek,alistigi seyle sahip olmayi istedigi sey arasinda bir secim yapmak zorundaydi.
-Kiz icin butun gunler birbirinin ayniydi ve butun gunler birbirine benzedigi zaman da insanlar, gunes gokyuzunde hareket ettikce, hayatlarinda karsilarina cikan iyi seylerin farkina varamaz olurlar.. syf 39-40
-Hazineye ulasmak icin isaretlere dikkat etmen gerekiyor.Tanri herkesin izlemesi gereken yolu yeryuzune cizmistir,yazmistir.Senin yapman gereken, senin icin yazdiklarini okumak yalnizca. syf 41
-Devami var-
- Bir dusu gerceklestirme olasiligi, onu ilginclestiriyor.. syf 24
-Insn herzman ayni insanlari gorurse bunlari yasaminin bir parcasi saymaya baslar.Iyi ama, bu kisiler de bu nedenle yasamimizi degistirmeye kalkisirlar.Bizi gormek istedikleri gibi degilsek canlari sklr, hosnut olmazlar.Cunku efendim herkes bizim nasil yasamamiz gerektigine elifi elifine bildigine inanir. Ne var ki, hic kimse kendisinin kendi hayatini nasil yasamasi gerektigini kesinlikle bilmez.. syf 29
-"Peki dunyanin en buyuk yalani ne " diye sordu delikanli saskinlik icinde. -Ne mi" Hayatimizin belli bir aninda yasamimizin denetimini elimizden kaciririz ve bunun sonucu olarak hayatimizin denetimi yazginin eline gecer.Dunyanin en buyuk yalani budur. syf 31
-Kim olursan ol, ne yaparsan yap, butun yureginle gercekten birsey istedigin zaman,evrenin ruhunda bu istek olusur.Bu senin yeryuzundeki ozel gorevindir. syf 34
-HENUZ SAHIP OLMADIGIN BIRSEYI VAAT EDEREK GIDECEK OLURSAN, ONU ELE GECIRME ARZUSUNU YITIRIRSIN..
-Karar vermek,alistigi seyle sahip olmayi istedigi sey arasinda bir secim yapmak zorundaydi.
-Kiz icin butun gunler birbirinin ayniydi ve butun gunler birbirine benzedigi zaman da insanlar, gunes gokyuzunde hareket ettikce, hayatlarinda karsilarina cikan iyi seylerin farkina varamaz olurlar.. syf 39-40
-Hazineye ulasmak icin isaretlere dikkat etmen gerekiyor.Tanri herkesin izlemesi gereken yolu yeryuzune cizmistir,yazmistir.Senin yapman gereken, senin icin yazdiklarini okumak yalnizca. syf 41
-Devami var-
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Tasarruf üzerine..
Beş yaşında idim.
Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi,
aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
Aradan yıllar geçti.
Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa
karşı ihanet etmiş olur diyordu.
İlave ediyordu.
Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın
teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.
On dokuz yıl evveldi.
Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim.
Geceydi. Sabahleyin, traş olmak i çin
lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın,
yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç
çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık
jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,
gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.
İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.
'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek.
Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa,
kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa,
kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla
ağaç ziyanına engel olun.'
Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş,
hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir..
Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
-Şu andan itibaren der,
-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden,
pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun
bütün kesimlerini, tek istisna olmadan
kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...
*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta,
gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla,
yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?
*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.
Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,
İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.
Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..
Maddi durumumuz ne olursa olsun,
ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.
Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


